2018 İÇİN TREND TAHMİNLERİ: İNSAN KAYNAKLARI DÜNYASI HANGİ GELİŞMELERDEN ETKİLENECEK?

2018 İÇİN TREND TAHMİNLERİ: İNSAN KAYNAKLARI DÜNYASI HANGİ GELİŞMELERDEN ETKİLENECEK?

2017’yi bir yandan kaygı ve krizlerle, diğer yandan coşku ve umutlarla kapattık. 2018’in bu ilk günlerinde önümüzdeki yıl için hem iş hem özel hayatımızla ilgili planlarımız hazır. Hayaller ve gerçeklerin ne kadar uyuşacağını bize yine zaman gösterecek.

Biz bireysel planlarımızı yaparken, dünyanın önde gelen kurumları 2018’in İK trendleri ile ilgili bazı raporlar ve öngörüler yayınladı. Teknolojik gelişmelerden çalışanlara bakış açısındaki değişime, İK için yeni analiz tekniklerinden küresel ekonominin istihdama etkilerine kadar birçok konuda bilgi içeren bu yayınlar, bize İK alanının geleceği hakkında fikir veriyor.

İK profesyonelleri başta olmak üzere tüm yönetici ve çalışanları ilgilendiren ipuçlarına biraz daha yakından bakalım.

Teknoloji, daha fazla teknoloji

Her geçen gün iş dünyasında daha fazla teknolojik gelişme yaşanırken, İK birimlerinin bu gelişmelerden uzak kalması söz konusu olamazdı. 2018’de teknolojiye uyumun İK için ön plana çıkan hedeflerden olacağını tahmin etmek zor değil. Dünyadaki gelişmelere bakarak İK’cılar arasında dijitialleşme yarışının başlamış olduğunu söyleyebiliriz. “Dijitalleşme”yi, hem yapılan işleri rakamlarla ifade etmeye başlamak, hem de manuel yapılan birçok işin bilgisayar destekli olarak yapılmaya başlaması olarak düşünebiliriz. Her iki anlamda da dijitalleşme İK’nın daha hızlı, daha güçlü ve gelişime açık bir alan haline getireceğinden şüphe yok.

İK faaliyetlerinin artık birçok şirkette yazılımla desteklendiğini, tüm verilerin sanal ortamda tutulmaya başlandığını biliyorduk. Bir sonraki adım ise tüm şirketlerin personel kayıtlarında veri madenciliği yaparak belirli trendleri analiz etmeye başlaması olacak gibi görünüyor. Artık kariyer planlama, performans değerlendirme ve örgüte bağlılık düzeyini ölçme gibi faaliyetlerde, bu analizlerin önemli birer karar alma aracı olarak kullanılmaya başlanması bekleniyor.

Ayrıca şirketlerin kendilerine özel mobil uygulamalar geliştirerek çalışanlarına yönelik farklı bir iletişim biçimi kurmalarının da giderek yaygınlaşacağına inanılıyor.

Dahası, yakın gelecekte CV değerlendirme ya da maaş hesaplama gibi bazı İK faaliyetlerinin tamamen yapay zekâ tarafından yapılmaya başlanacağı tahmin ediliyor. Zaten birçok firmada kullanılmaya başlanmış olan sanal gerçeklik uygulamalarının (işe uyum programlarındaki sanal ofis turları, eğitimlerde kullanılan sanal görevler gibi) ise yaygınlaşarak artacağı düşünülüyor.

Eğitim, daha fazla eğitim

Yeni yılda da tüm sektörlerde hızlı bir gelişim ve değişim gözlemleyeceğimizi tahmin ediyoruz. Git gide daha fazla uzmanlık isteyen işlerde çalışanlar için ise deyim yerindeyse “eğitim şart”. Bu da 2018’de çalışanlara yönelik eğitim ve geliştirme programlarının çoğalmasına ve hızlanmasına yol açacak. Sanal eğitim olanakları başta olmak üzere eğitim ve geliştirme alanlarında şirketlerin daha fazla yatırım yapmaya başlayacağı tahmin ediliyor.

Yeni ekonomi yaklaşımları herkesi etkileyecek

Uber ve Airbnb gibi iş modellerinin yarattığı yeni ekonomiyi tanımlayan “Gig Economy” terimini, yeni yılda daha fazla duymaya başlayacağız. İş piyasasında giderek artan oranlarda dönemsel çalışma, kısa süreli iş sözleşmeleri ve freelance iş olanaklarını da içeren bu yeni ekonomide, “işyeri” ve “işçi” kavramları yeniden tanımlanacak gibi görünüyor. 

Aslında hem çalışan hem de işveren için çok daha esnek formüller içeren “Gig Economy” herkes için bağımsızlık ve özgürlük demek. Bu da günümüz hız ve teknoloji dünyasında bulunmaz bir nimet. Ancak, çalışanların sosyal güvenlik kaygılarını giderecek yasal düzenlemeleri bir an önce gerçekleştirmeyen ülkelerde yeni ekonomik etkilerin çok fazla yaygınlaşması beklenmiyor.

Artık her bireyin ayrı bir dünya olduğunu kabul ediliyor

İş hayatına katılan yeni kuşakların yapısı ve beklentileri başta olmak üzere istihdam alanındaki birçok değişimin, şirketleri çalışanlarına yönelik bakış açılarını gözden geçirmeye ittiğini görebiliyoruz. 50 yıl öncesinde kalan motivasyon teorileri ve yönetim prensipleri, her bir bireyin eşsiz olduğu anlayışı çerçevesinde çoktan revize edildi.

Örneğin yetenek yönetimi alanında tüm çalışanlara şirketin belirlediği politikalar çerçevesinde yaklaşmak yerine, her bir çalışanın potansiyeline ve beklentilerine uygun, özelleştirilmiş uygulamalar geliştirmenin daha fazla başarı getirdiği birçok şirket tarafından kabul edildi bile. Çalışanların kendilerine özel hedefler belirleyebilmeleri ve mikro eğitim programlarına katılabilmelerinin, hem daha az maliyetle daha fazla fayda getirdiğine, hem de çalışan bağlılığını arttırdığına inanılıyor. Çalışanlarına bireysel gelişim programları sunmaya başlayan şirketlerin sayısının 2018’de artması bekleniyor.

Şirketlerde katı hiyerarşi kuralları ve kalıplaşmış organizasyon şemaları terk ediliyor

Çalışanların birey olarak ön plana çıktıkları bu dönem, bir yandan da uyumlu ekiplere en fazla ihtiyaç duyulmaya başlanan dönem olarak da kabul ediliyor. Giderek daha fazla şirkette farklı bilgi/beceri alt yapısına sahip, farklı coğrafyalardan ve farklı zaman dilimlerinden çalışanlar istihdam ediliyor. Bu da şirketleri ekiplerin git gide daha fazla yetkilendirildiği ve desteklendiği organizasyon yapılarına götürüyor.

Yeni dönemde ast-üst ilişkilerinden ziyade ekip işbirliği ön plana çıkmaya başladı. “Yönetici, müdür, lider” kavramları, statik makam koltuklarını değil, dönemsel projeleri yöneten dinamik pozisyonları ifade eden anlamlar taşımaya başladı bile. 2018’de gelenekçi birkaç şirket haricinde, Dünyanın önde gelen şirketlerinin tümünde katı organizasyon yapılarının tarihe karışacağına şahit olacakmışız gibi görünüyor.

Sonuç

Görünüşe göre önümüzdeki günlerde İK çalışanları teknolojinin hızına yetişmek için daha fazla çaba göstermek zorunda kalacak. Hatta İK departmanlarında yazılım ve/veya veri analizi bilgisine sahip çalışanlara ihtiyaç duyulması söz konusu.

Şirketlerde yönetim politikalarının çalışanların tek ve eşsiz oldukları ön kabulü ile geliştirilmesi artık bir lüks değil bir zorunluluk haline gelmiş gibi görünüyor. Mikro-yönetim ve mikro-eğitim gibi kavramların yeni dönemde İK profesyonellerinin gündemini daha fazla meşgul etmesi bekleniyor.

“Serbest çalışma” anlayışının kapsamı ise biraz daha genişliyor. Sosyal güvence politikalarında şartların olgunlaşmasıyla birlikte hemen herkesin birer serbest çalışan olması yolunda hızlı adımlar atılacak gibi görünüyor.

Böylelikle 3 başlıkta ile 2018’in özetlemiş olduk: teknoloji yarışı, bireye verilen önem ve çok yönlü ekiplerin yükselişi. Şimdi sıra bu gelişmelere ne derece hazır olduğumuzu değerlendirip, yeni yılda atacağımız adımlar için kolları sıvamakta.

Yeni yılda tüm şirketlerimize başarı ve bol kazanç dileklerimizle…

 

Kaynaklar:

www.forbes.com

www.shrm.org

www.humanresourcestoday.com

www.hcamag.com

www.hrtrendinstitute.com

www.hrpayrollsystems.net

www.hrmorning.com

BLOG

2018 İÇİN TREND TAHMİNLERİ: İNSAN KAYNAKLARI DÜNYASI HANGİ GELİŞMELERDEN ETKİLENECEK?

27-02-2018

2017’yi bir yandan kaygı ve krizlerle, diğer yandan coşku ve umutlarla kapattık. 2018’in bu ilk günlerinde önümüzdeki yıl için hem iş hem özel hayatımızla ilgili planlarımız hazır.

538 İş Veren
2345 İş Arayan

Gelişmelerden Haberiniz Olsun

E-Bülten aboneliği ile bizden düzenli bilgi alabilirsiniz