KARAR VERME BECERİLERİNİZİ ADIM ADIM GELİŞTİRİN!

KARAR VERME BECERİLERİNİZİ ADIM ADIM GELİŞTİRİN!

Tam olarak nokta atışı değerinde kararlar alabilmek için dikkat etmeniz gereken bazı konular vardır. Her farklı seçim yüzde yüz farklı sonuçları doğurur mu? Bu sonuçların her biri ne kadar tercih edilebilir olur? Doğru kararlar almak kolay bir iş değildir. Öngörü ve karar verme becerisi gerektirir.

Bu iki alanda da daha iyi bir yere gelebilmek mümkündür. Nokta atışı niteliğinde kararlar alma yolunda üç ana kuralı dikkate alarak, aldığınız karar doğrultusunda oluşan sonuçları ve tercih edilebilirliklerini öngörmeniz mümkün olabilir. Yöneticiler için ileri görüşlülük dikkatle yürütülen çalışmalar ve deneyimler sonucunda bu durumlarda anahtar niteliğini taşır.

 

Kural 1: Daha az emin olun.

Nobel ödüllü psikolog Daniel Kahneman, sihirli bir değneği olsa ilk olarak aşırı özgüven önyargısını ortadan kaldıracağını söylemiştir. Aşırı özgüven evrensel bir fenomen niteliği taşımamaktadır. Kültür ve kişilik gibi faktörlere bağlıdır. Ancak karar alma sürecinin her aşamasında kendinize gereğinden fazla güvenme olasılığınız yüksektir.

Karar verme yolunda başarıya götürecek ilk kural her şey hakkında daha az kesin düşünmektir. Seçimlerinizin beklentilerinizdeki sonuca sizi yüzde yüz götüreceği konusunda düşündüğünüz kadar haklı olmayabilirsiniz.

Bu konuda kendinize olan özgüveniniz hakkında bir özeleştiri yaparsanız seçiminizi daha fazla mantıkla ele alabilirsiniz. A'nın B'ye neden olacağından veya B'nin C'ye tercih edildiğinden daha az emin olsaydınız başka ne düşünürdünüz? Beklediğinizden önemli ölçüde farklı bir sonuç için hazır mısınız?

Aynı zamanda güven düzeyinizi doğru olma şansınızla aynı seviyede tutmayı da deneyebilirsiniz. Her zaman doğru olmak mümkün olmasa da kendinize olan aşırı güveninizin azalması mutlaka mümkün.

 

 

Kural 2: Olayın meydana gelme sıklığını sorgulayın.

Yapılan araştırmalar öngörüler için genellikle en iyi başlangıç ​​noktasının, karar vermenin kilit bir noktası olan “Bu genellikle ne sıklıkta oluyor?” sorusunu sormak olduğunu gösteriyor. Bir girişime fon sağlamayı düşünüyorsanız sorabilirsiniz: Girişimlerin yüzde kaçı başarısız oluyor? (Ya da yüzde kaçı başarılı?) Şirketiniz bir satın alma işlemi yapmayı düşünüyorsa satın alımların değerinin ne sıklıkta arttığını ve bunun, hedeflerinize yaklaşmanıza nasıl fayda sağladığını sorabilirsiniz.

Temel oran (base rate) olarak bilinen bu kural, öngörü üzerine yapılan araştırmalarda oldukça yaygındır, fakat karar vermenin değerlendirme yönü için de yararlı olabilir. B sonucunun C sonucuna göre daha uygun olduğunu düşünüyorsanız şunu sorabilirsiniz: Tarihsel olarak bu ne kadar sıklıkla olmuştur? Örneğin, bir şirket kurmayı düşünüyorsanız ve şu anki işinizin size hiçbir şey katmayacağı bir şirkette yıllarınızı geçirme olasılığını tartıyorsanız, şunu sorabilirsiniz: Başarısız girişimciler ne sıklıkta önceki işlerinde kalmayı diliyorlar?

Kendi durumunuzun özelliklerini düşünmeden önce benzer durumları düşünmeye başladığınız “dış görünüme” yönelmek istersiniz. Bazı durumlar gerçekten tecrübeyle sabittir. Büyüme, küçülme, yeni bir oluşum içerisine girmek gibi bunlara benzer durumlarda mutlaka araştırılması ve sorulması gereken önemli bir noktadır.

 

 

Kural 3: Düşüncelerinizde olasılıklara önem verin.

Bahsettiğimiz ilk iki kuralın hemen uygulanabilirliğinden farklı olarak bu kuralın uygulanması biraz zaman alabilir. Fakat inanın ki buna fazlasıyla değdiğini göreceksiniz. Yapılan araştırmalar, olasılık alanında nispeten temel eğitimin bile insanların daha iyi tahminler yapmasını sağladığını ve belirli bilişsel önyargılardan uzaklaşmalarına yardımcı olduğunu gösterir. Yani kalıplaşmış yargıların dışına çıkmak için mükemmel bir fırsat!

Olasılıktan memnun değilseniz, karar verme becerinizi geliştirmek için 30 dakika bile harcamak yapabileceğiniz en iyi yatırımdır.

 Olasılığa dayalı bir düşünce biçimi benimsemek ilk iki kuralı uygulamanıza da yardımcı olacaktır. Belirsizliğinizi daha iyi ifade edebilecek ve sayısal olarak “Bu genellikle ne sıklıkta oluyor?” sorusunun cevabını bulabileceksiniz. Tek başına hiçbir kural yeterli değildir. Aksine, bu üç kural birlikte uygulandığı takdirde daha güçlüdür. Bahsettiğimiz kuralları bir bütün halinde ele alıp uygulamaya geçtiğinde göreceksiniz aldığınız her kararın arkasında kuvvetle durabileceksiniz.

Bu kurallar nispeten hızlı bir şekilde uygulamaya başlayabileceğiniz şeyler olsa da yetkinliklerini kazanmak pratik gerektirir. Bu kuralları bir süre uyguladıktan sonra karar verme yeteneğiniz konusunda kendinizden emin olabilirsiniz. Başarılı yöneticiler bu kuralları ancak zor bir seçimle karşı karşıya kaldıklarında uygulamazlar. Aksine, her zaman kurallara başvururlar. Görünüşe göre kolay kararların bile zor olabileceğinin ve muhtemelen düşündüklerinden daha az şey bildiklerinin farkındalar. Alacağınız hiçbir kararı küçümsemeyin. Tüm kararlarınız sizler için basamaktır. Sizi aşağı ya da yukarı götüreceğine karar verecek olan yine sizlersiniz.

BLOG

Deneyim ve Merak Aynı Gemide Birlikte Güçlü!

14-01-2021

Tüm şirketlerde liderlerin olmazsa olmaz iki özelliği dikkate alınır. Bu iki özellik “Yetkinlik” ve “Potansiyel”dir. Var olan yetkinliğin ve potansiyelin geliştirilebilmesi için olmazsa olmaz diyebileceğimiz bir noktaya değinmek istiyoruz; MERAK.

538 İş Veren
2345 İş Arayan

Gelişmelerden Haberiniz Olsun

E-Bülten aboneliği ile bizden düzenli bilgi alabilirsiniz